savrulurken raconun kırmızı pelerini o zarif öfkeye;
zaman ki sana hasta oldu.
incelikli haytasın.
nüksederken raksını mahallenin maşallahı eyvallahı;
güzelleş be oğlum…
~~
- her hayatın bir ağırlıgı vardır koçum, senin ki kaça tartıyo?
- madde mi ağır mana mı ?
~~
zarlar düşeş gelseydi, belkide her şey başka türlü gerçekleşecekti buluttan sıyrılırken…
~~
bir çift kanattınız hüznün rüzgarlarında
dağılıp gitti melekleriniz Beyaz’ın öte dağlarında
ağlasın ardınızdan, bir ağızdan, bütün dehşetiyle muamma
güzel adam! sen harbi bitirim, sağlam gariban…
ruhuna el fatiha!
(ölü yalnızlıkların requem korosu)
Ağır Roman ve METİN KAÇAN…
Ömrümde ilk defa bir yazının başlığını bile atamadan, mutlu bir heyecanla yazmak istedim. Dün gece ile ilgili: Bir kızla tanıştım oldukça zarif, şıktı. Kendisinin güzelliğinden ziyade, anlattıklarına kulak kesildim. Farklı bir gece oldu, gerçekten farklı…
Çünkü yıllarca içimde aradığım o soruyu cevapladı sanki farkında olmadan. Bir memleket var dedi; Ölüm makinelerinden fırlayan fişeklerinin barutları hala kokacak kadar yakın bir zamanda, savaştan çıkan bir enkaz. Ama uzak dedi biraz, o uzak dedikçe gözleri nemlendi, bana daha yakın oldu. Böyle bir yer var dedi, gerçekten…
Devam ediyordu konuşmaya iştahla, çok kalabalık bir yer değil 500-600 bin kişi en fazla. Şuncacık ömründe tanıyabileceğin en içten, en samimi, en mert ve kültürüne düşkün, geçmişini unutmayan, unutturmayan insanların barındığı, dualarında bütün insanlara yer veren çatısız bir memleket. Bir avuç insan dedi tabir-i caizse ağzım açık dinledim. İçkilerimizden yudumlamaya devam ederken, her iç çekişte yeni bir tütün alevlendiriyorduk. (Abhaz’lar içkiyi ayrıca bir severlermiş, ben bunu yazarken Elçin’in dün gece kahkahalarla anlattığı bir anı geldi aklıma. :)
Amcası; Abhazya’nın kurucu devlet başkanı, bilim adamı ve aynı zamanda ‘1992-1993’te Abhazya Özerk Cumhuriyetinin bağımsızlığını ilan etmesi ile çıkan savaşta Gürcü işgalcilere karşı komutanlık eden rahmetli Vladislav Ardzinba imiş.
Bütün gün internette Abhaz’lar ve büyük devrimci Vladislav Ardzinba hakkında yaptığım araştırmalardan gördüğüm üzere arkadaşım Elçin’in anlattığı gibi Apsua halkının kültürüne, özüne, atasına sadık ve bağlı olduğu bariz belliydi. Şahsım adına, bir ara yanlış bir kültürde ve zamanda doğmuş olmama bile isyan etmedim değil. Abartıldığını düşünmüyorum ama o toprakların video görüntülerini, fotoğraflarını izleyip durdum bugün, kesinlikle değil. Bir ara pos bıyıklı Stallin’le alakalı öfke dolu cümleler sarf ederken, engel bile olmak istemedim.
Örf, adet, gelenek ve görenekleri bana çok ilginç geldi; Eğlencenin gırla olduğu hiyerarşik bir yapı. Aslında hiçbiri bu sadece ölçü meselesi. Bir diğer adıyla ‘Canlar ülkesi‘ni ve lider Vladislav Ardzinba‘nın kabrinigidip göreceğim günü sabırsızlıkla bekliyorum… O geleneksel duayı da arayıp buldum ‘içinde ben geçmeyen tek dua‘ydı fikrimce, kabul olmasını o kadar çok diliyorum ki…
“Tanrı bütün insanları özgür ve mutlu kılsın, fakat Abhazya’yı da unutmasın!”
Yazılması, anlatılması gereken çok şey vardır mutlaka, buna inanıyorum. Ancak her şeyden evvel yaşamak gerekiyor. Aradığım cevap bu ise eğer, bir gün belki ’sınırları içerisinde bir perver olmak ne mutludur bana!’
Ançu‘a Apsuwara Yıwmırdzın!
Youtube üzerinden görüntülenmemesi durumunda bu linkten izleyebilirsiniz.
Aşk’a fizik yüklemeyen bir millet, sen ne güzelsin ey!
Zafer şarkıları dillerimizde. Bağımsız kal Abhazya…
Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür… Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür… Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür… Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür… Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür… Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür… Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür…
Kısaca ‘2 dakka adam olun’ diyor sevgili Mahatma Gandhi.
canımsın <3
Bir insanı unutabilirsin, bir insanın sana neler yaptığını da unutabilirsin; Ama o insanın sana ne hissettirdiğini asla unutamazsın. Sigmund Freud
Unutmak ya da unutmamak dostum; işte bütün mesele bu! Mercedes abla’dan güzel bir name izleyiniz istedim şimdi.
Epeydir paylaşmıyorum düşüncelerimi, yaşadıklarımı ve hayatımı kimseyle. Günler ve geceler birbirine girmiş. Cümleler içerisinde tekrarlanmış nice anlamlı kelimeler var hoşuma gitmeyen, pis ağızlara ve silinip tekrar yazılan kirli sayfalara yakışmayan.
Bu akşam işimin arasında bir melodiden çok etkilendim, bıraktım her şeyi o an. Işıkları kapatmadan önce yeni bir kahve yaptım kendime ve önce ki nefesim daha karışmadan atmosfere kovaladı duman yine yeni bir tane. Düğüm düğüm oluyor, yutkunamıyorsun ya hani…
Ölüm, sizin eve sığınan kimsesiz bir çocuktu.
Sen ondan öğrendin kendine ne kadar uzakta olduğunu
Ölüm düşürdü seni ruhunun gurbetine
Ve büyük bir yalandan kurtardı.
Bu yüzden hiç aldanmadın
Hiç de mutlu olmadın…
Ölüm, ömrünün o yalan yarısını senden aldı.
Aşka susamış öbür yarısını yakın uzaklara saldı.
Ölüm yüzünden ne kimsenin kimsesi oldun
Ne de kimse senin gördüğünü gördü.
Yaşayan tek yerin o ölü gözlerindi.
Karanlık kokulu otlar bu yüzden
bir tek sana el salladı…
Cezmi Ersoz.
“al işte adı günaydın bunun”
hiç aymasa da gün yine ruhuma
yalandan da olsa bir tebessüm yerleştirmeli;
nefesini hissetmeden,
tenine değmeden gülemeyen yüzüme…
öyle sahici durmalı ki yüzümde
başka yere değil, ancak gözlerimin derinliklerine baktığında
fark edebilmelisin içimde yerleşip kalan bitmeyen sevgimi
ve o lanet olası dinmeyen sancıyı… Anonim.
Emeksiz zengin olanın, kitapsız bilgin olanın, sermayesi din olanın; rehberi “şeytan” olmuştur… Yunus Emre demiş.

o kızı nerede nasıl görsem
aklımı başımdan alır ağzı
saçları şıra köpüğü desem
kaşları bıçak izi kırmızı
yakut pulları mı? bu ne görkem
kanlı gözbebeklerindeki yazı
beni nasıl büyüledi bilmem
kirpikleri örümcek kırmızı
kızıl demirden bir ünlem
salınması yangın yalnızı
korkmasam öpmeye eğilsem
dişleri elektrik kırmızı
çarpılmışım başım sersem
sevdim jilet yiyen kızı
göğsündeki kumrulara değsem
gagaları zehirli kırmızı
gece gündüz tek düşüncem
kasıklarımdaki ince sızı
artık kimseyle sevişemem
anladım sevişmek kırmızı
jilet yiyen kız merih’li gecem
birlikte bulacağız belâmızı
sonumuz kuşkusuz cehennem
kırmızı kırmızı kırmızı
via: http://fizy.com/#s/1ajex2

sigarayı bırak.
derin bi nefes al, ver. al ver.
sonra seviş ve orgazm ol.
oldu mu? tamam öyleyse…
şimdi bi sigara içebilirsin sevgili fahişem.
ve kafanı klozete sokmak istiyorum.
bestesi sigarayla yapılan şarkılar dinledim. tohumu sigarayla serpilen kişilere aşık oldum. buralar senden sonra çok karıştı.